ÇİNİ

Programın amacı, motif çizebilen, desen 
oluşturabilen, tahrir, sırlama ve fırınlama teknik-lerini yapabilen çini sanatçıları yetiştirmektir

İnsanoğlunun fiziksel özelliklerini keşfettiği, kendi emek ve tasarımı ile sanat objelerine dönüştürmede kullandığı ilk malzemeler “su” ve “toprak”tır. Pişmiş topraktan üretilen araç ve gerecin bir yüzünün sırlanarak kullanımına tarihte 
ilk olarak, 5000 yıl kadar önce Mezopotamya’da Sümer uygarlığında rastlanmaktadır. 

Türkler VIII.-X. yy.’lardan başlayarak, her türlü toprak işleme, mimari ve süsleme sanatları ile ilgilenmişlerdir. Hammaddesi kuvars, kil ve fritten oluşan “çini” sanatının Uygurlar’a kadar inen tarihî gelişimi vardır. Daha çok mimariye bağlı olarak gelişen bu sanat, Anadolu’ya, X.-XIII. yy.’larda Orta Asya ve

İran’da yerleşik bir medeniyet kurmuş olan Selçuklular’la girmiştir. XII-XIII. yy.’lardan başlayarak Selçuklu’daki mozaik-çiniler giderek Bizans mimarisindeki mozaiğin yerini almıştır. 

Osmanlı mimarisinde çini, çok önem verilen bir dekoratif öğe durumuna yükselmiştir. İznik, tekniği, işçiliği, sanatı açısından örnekleri günümüzde de beğeniyle izlenen merkezdir. Kütahya ise, İznik’in yükseliş döneminde (XVI. yy.) çini üretimine ihtiyaç hâlinde katılmış, son dönemde (XIX. ve XX. yy.’lar) tekrar canlanarak takdir edilen çalışmalarını günümüzde de sürdürmektedir. 

Günümüzde Türk çini sanatı, başta Kütahya olmak üzere, İznik ve diğer illerimizdeki küçüklü büyüklü atölyelerin üretimiyle yaşamını sürdürmektedir. 

Sosyal Ağ